Rüya Toplayan Baykuş
Baykuş Sümbül, gökyüzünde sahibini arayan rüya baloncuklarını toplar; bir gece uyuyamayan bir çocuğa kendi rüyasını ulaştırır.
Gecenin en sessiz saatinde, herkes uykuya daldığında, yaşlı bir çınar ağacının kovuğundan küçük bir baykuş süzülürdü gökyüzüne. Adı Sümbül'dü. Sümbül'ün kanatları gece rengiydi, gözleri iki dolunay gibi parlaktı ve omzunda yıldız tozundan örülmüş minicik bir kese asılıydı.
Sümbül'ün işi dünyanın en güzel işiydi: rüya toplamak. Ama yanlış anlaşılmasın — Sümbül kimsenin rüyasını almazdı. O, gökyüzünde başıboş dolaşan, sahibini arayan rüyaları toplar ve onları ihtiyacı olan çocuklara ulaştırırdı.
Rüyalar — bilenler bilir — sabun köpüğü gibi şeffaf baloncukların içinde gezinir. Kiminin içinde uçan halılar, kiminde çikolata nehirleri, kiminde konuşan kediler vardır. Sümbül bu baloncukları tek tek yakalar, kesesine özenle yerleştirirdi. Baloncuklar kesenin içinde patlamaz, sadece uyurdu.
Bir gece Sümbül, kasabanın üzerinde süzülürken açık bir pencere gördü. İçeride küçük bir çocuk, yatağında dönüp duruyordu. "Uyuyamıyorum," diye iç geçiriyordu çocuk. "Gözlerimi kapatınca hiçbir şey göremiyorum. Kapkaranlık."
Sümbül pencerenin kenarına usulca kondu. "Belki de rüyan henüz sana ulaşmamıştır," dedi yumuşak sesiyle. Çocuk şaşırdı ama hiç korkmadı; çünkü Sümbül'ün gözleri sıcacıktı. "Rüyalar ulaşır mı?" diye sordu çocuk. "Elbette," dedi Sümbül. "Bazıları yolda oyalanır. Ben de onları sahiplerine götürürüm."
Sümbül kesesini açtı. İçinden baloncuklar süzüldü ve odanın içinde yavaşça dönmeye başladılar: birinde gökkuşağından kayan çocuklar, birinde pamuk şekerden bulutlar, birinde denizin dibinde çay içen bir deniz kızı vardı. "Bakalım hangisi senin?" dedi Sümbül.
Çocuk baloncuklara tek tek baktı. Sonra köşede, ötekilerden küçük, utangaç bir baloncuk gördü. İçinde, yıldızların arasında uçan, tıpkı kendisine benzeyen bir çocuk vardı; yanında da gece renkli, dolunay gözlü bir baykuş uçuyordu. "Bu!" dedi çocuk sevinçle. "Bu benim rüyam!"
"İyi seçim," dedi Sümbül göz kırparak. "O rüya üç gecedir seni arıyordu." Baloncuk usulca süzüldü, çocuğun yastığına kondu ve tüy gibi hafif bir parıltıyla içine karıştı.
Çocuğun göz kapakları ağırlaştı. "Teşekkür ederim, Sümbül," diye mırıldandı. "Yarın da gelir misin?" Sümbül kanadının ucunu çocuğun saçına değdirdi: "Rüyanı güzelce görürsen, o rüya büyür ve yarına yenisi doğar. Sen uyu; gerisini geceye bırak."
Sümbül pencereden süzülüp gökyüzüne yükseldi. Aşağıda kasaba mışıl mışıl uyuyor, bacalardan yumuşak dumanlar tütüyordu. Sümbül kesesindeki son baloncukları da dağıttı: birini fırıncının kızına, birini limandaki kedilere, birini de gece bekçisi amcaya bıraktı. Çünkü rüya herkese lazımdı.
Şafak sökmeden Sümbül çınarın kovuğuna döndü. Kanatlarını kavuşturdu, dolunay gözlerini kapattı. Ve derler ki, sen de şimdi gözlerini kapatırsan, yastığının kenarında minicik bir parıltı hissedebilirsin. O, Sümbül'ün sana bıraktığı rüyadır. Usulca içine çek ve bırak seni götürsün. İyi geceler, tatlı rüyalar.
✦ ✦ ✦